Analiz: “Taşlara Karşı Oynarım”

Satranç yaşamlarımızda bizlere birçok defa, rakiplerimizin kuvvet derecelerinden bağımsız bir şekilde tahtada var olan konumları değerlendirmemiz öğütlenmiştir. Ancak söylemesi kolay, fakat uygulaması zor olan bu yaklaşımı oyunlarımıza yansıtmak için gerçekten de kuvvetli bir karakter gerekir. Öyle ya, kimi zaman nesnel olarak pek de iyi olmayan bir pozisyonu, yalnızca rakibimizden ‘kâğıt üstünde’ kuvvetli olduğumuzdan kaynaklanan bir motivasyonla zorlamışızdır. Evet, bu yaklaşım bize zaman zaman galibiyetler getirebilir; ancak uzun vadede olumsuz sonuçlarla da karşılaşmaya hazırlıklı olmalıyız. Asıl daha çok rastladığımız haller ise bunun tam tersidir. Kendimizden reyting olarak çok yukarıda yer alan rakiplere karşı hangi birimiz iyi bir konuma geçmemiştir ki? Tam da arzuladığımız sonuca adım adım yaklaşıyorken, bir anda bizleri önemli bir ikilemde bırakacak sözler rakiplerimizden bizlere yöneltilir: “beraberlik teklif ediyorum”. Oyunun en başında duymaktan sıkıntı duymayacağımız bu üç kelime, o anda bizlerde soğuk bir duş etkisi yaratır. Tecrübeli rakip karşısında fena olmayan bir sonuç mu, yoksa risk alıp ‘ya hep, ya hiç’ mi?

Aslında hepimiz, hangi kararın doğru olduğunu iyi biliyoruz. Bir satranç oyuncusunu kişisel gelişiminden alıkoyacak en önemli hallerden birisi, ‘kazanılmış oyunu kazanmak’ safhasını oynamadan geçmek değil mi? Hele de bu yaklaşım yalnızca ve yalnızca birkaç reyting puanı kazanmak, tecrübeli rakip karşısında ‘iyi bir sonuç elde etmek’, ya da turnuvadaki sıralama kaygıları adına uygulanmışsa, işte o zaman zayıf karakterden söz edebiliriz.

İşte bu düşünceler kafamızın bir köşesinde yer alırken, satranç kütüphanemde efsanevi Yugoslav oyuncu Svetozar Gligoric’in yazmış olduğu kitabının o meşhur ismi gözüme çarptı: “Taşlara karşı oynarım” (=I Play against Pieces, Batsford 2003). GM Gligoric kitabında açılışlara göre sınıflandırdığı 130 yüksek kalitedeki oyununda öğretici örnekler sunarken, aynı zamanda da satrançta esas rakibinin kendisi olduğunu bizlere anlatmaya çalışıyordu.

Bu yazımızın konusunu ise pek de tanınmamış bir oyuncu olan Hans-Joerg Cordes’in (FM) 1985 yılında ünlü İngiliz oyuncu Anthony Miles (GM) karşısında elde ettiği galibiyet oluşturacak. Cordes öylesine etkileyici bir zafer ortaya koymuştu ki, Garry Kasparov bile 70’li Yıllarda Açılış Devrimi kitabında, bu galibiyetten olağanüstü olarak söz etmekten kendini alıkoyamamıştı.

FM Hans-Joerg Cordes (2295) – GM Anthony Miles (2570)
Bad Woerishofen 1985, [E20], (Ataman, A)

1 d4 Af6 2 c4 e6 3 Ac3 Fb4

Nimzo – Hint Savunması. İçerdiği birbirinden farklı birçok yapıyla satrançta var olan en zengin savunmalardan birisi. Başka söze gerek yok.

4 Af3 c5 5 g3 (D)

1

 

 

 

 

 

 

 

 

Romanishin Sistemi. Kasparov yukarıda belirttiğimiz kitabında Nimzo-Hint Savunması’nın ele alınış biçimiyle, 70’li yıllarda önemli bir değişim geçirdiğinden söz etmişti. Daha çok Katalan yapılarından aşina olduğumuz şekilde, beyazların beyaz-renkli filini fianchetto kurgusunda geliştirmesinin öncüsü ise Oleg Romanishin olmuştu (Af3 gelişimi öncesinde 4 g3 yapılması siyahların oyundaki …b6-Fb7 kurgusunu engeller). Devamyolunda beyazların fikri, c3-karesindeki kırışmanın kendisine açık b-dikeyini vereceği ve açık hatta yerleştirilecek olan b1-kalesi ile g2-filinin ortaklaşa siyah vezir kanadı karşısında baskı uygulayacağıdır. Dolayısıyla, beyazlar bu varyantta piyon yapısının bozulmasından büyük bir endişe duymaz. Bir diğer husus da olası dxc5 ile c-dikeyinde triple piyonların yer almasına sıkça rastlanmasıdır. c5-karesine yerleşecek olan piyon b7-d7 piyonlarının ilerlemesini zorlaştırabilir.

5…b6

Bir anda oyun bir başka kimliğe bürünerek Vezir-Hint sistemlerini andırmaya başlıyor. Siyahlar bu yaklaşımıyla vezir kanadı kuvvetlerinin gelişim problemlerini çözecek, ancak şah kanadı bir parça hassas kalacaktır.

6 Fg2 Fb7 7 d5!? (D)

2

 

 

 

 

 

 

 

 

Polugaevsky’nin Korchnoi karşısındaki o inanılmaz galibiyetindeki (ilgili partiyi PGN göstericide görebilirsiniz) fikir, bu değil miydi?

2b

 

 

 

 

 

 

Beyazlar piyon fedası karşılığında b7-filini oyun dışında bırakmayı, daha da önemlisi Ah4-f5 rotasıyla f5-karesine etkili olacak bir at yerleştirmeyi amaçlar. Bilgisayar analizlerinin yokluğunda, bazı öncül oyunlar içerdikleri fikirlerle diğerlerine yol gösterirler. Cordes de muhtemelen Polugaevsky’nin bu fikrini denemek istedi.

7…exd5 8 Ah4! Ae4

Ancak temel fark budur. Siyah-renkli filin halihazırda c3-karesine baskı uygulaması sebebiyle, atın e4-karesine yerleşimi mümkün ve etkilidir.

9 Fxe4

Beyazlar da g2-filinden vazgeçmek pahasına c3-karesinde sıkıntı yaşamak istemiyor.

9…Fxc3+

Atın yokluğunda ve d8-a5 çaprazının vezirin kullanımına kapalı olduğu bu pozisyonda fil b4-karesinde kendisini her an anlamsız bulabilirdi. Dolayısıyla GM Miles filden kurtulmak adına yakaladığı fırsatı değerlendirdi.

10 bxc3 dxe4 11 Vd6 (D)

3

 

 

 

 

 

 

 

 

Beyaz vezirin d6-karesine yerleşmesiyle, mücadelede kritik konuma ulaşılmıştı. Miles’ın bir sonraki iki hamlesindeki yavaş yaklaşımı acaba rakibi küçümsemesinden mi kaynaklanıyordu? Elbette ki bunu kesin olarak bilemeyiz. Ancak zaten gelişim üstünlüğüne sahip olan ve rakip şahın etrafında etkili şekilde vezir ve at yerleştiren rakip karşısında bu gibi yavaş hamleler çok nadiren olumlu sonuç doğurur.

11…f6?!

Partinin devamını gördüğümüzde, siyahların Timman – Korchnoi, Tilburg 1985, 0-1 oyununda gördüğümüz 11…Vf6 hamlesinin daha etkili olduğunu anlarız: 11…Vf6 12 Vxf6 gxf6 13 Af5 Ac6! (beynel fikri, atın b7-karesinden çıkamaması sebebiyle göz ardı edilebilir) 14 Ad6+ Şe7 15 Ff4 (15 Axb7 Kab8 ve atın özgürlüğüne kavuşması mümkün olmaz) ve karşılıklı şanslarla. Korchnoi’un oyunsonunda kale eksik kazandığı bu partiyi de PGN göstericide bulabileceğinizi belirtmek isteriz. Bir kere daha oyuna dönelim.

12 Af5 g6?! (D)

 4

 

 

 

 

 

 

 

12…Şf7 gerekli değil miydi?

4

 

 

 

 

 

 

 

 

13 Fg5!

Adeta gökten düşen bir yıldırım! Bu anda fil ya da ata dokunulamaması, beyazların hücuma bir taşını daha, hem de en etkili biçimde sokmasını sağlamıştı. Örneğin: 13…fxg5 14 Ve5+ Şf7 15 Ah6+ ve takiben 16 Vxh8. Veya 13…gxf5 14 Fxf6.

13…Kf8

Siyahlar şahını merkezden uzaklaştırarak f6-piyonunu savunamaz mıydı? Maalesef, çünkü 13…Şf7 14 Ah6+ Şg7 15 Ag4! fxg5 16 Ve5+ Şf7 17 Ah6+ bir kere daha h8-kalesini kazanırken, 13…Şf7 14 Ah6+ Şg7 15 Ag4! Kf8 16 Fh6+ da kalite kazancını bir başka şekilde sağlardı. Miles f6-piyonunu bir şekilde savunmaya çalıştı, ancak hamlesine verilen tepki karşımıza olağanüstü bir pozisyon çıkardı.

14 Ve5+! (D)

5

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu gibi pozisyonlar, estetik kavramının satrançtaki varlığını bizlere gösterir. Beyazların saldırıda aktif rol alan üç kuvveti de boşta; lakin konum beyazlara üstün.

14…Şf7

14…fxe5? 15 Ad6# oyuna güzel bir son olurdu.

15 Ad6+ Şg7 16 Axb7 Ac6!

Mücadeleyi sürdürmenin tek yolu.

17 Vd5 Vc7 18 Ad6 fxg5 (D)

6

 

 

 

 

 

 

 

 

Sis bulutunun nispeten dağılmış olması Miles’ı bir parça rahatlatmış olabilirdi. Ancak Cordes için bu partideki rakip, kendisinden 275 reyting fazla olan İngiliz büyükusta değil, siyah taşlardı!

19 h4!

Bu güzel hamleyle beyazlar rakip şahın hassas konumu karşısında kaleyi devreye sokuyor. g-dikeyindeki siyah bingeç piyonlar, h-hattının açılmasına da yardımcı olmaktaydı.

19…e3 20 f3 gxh4 21 Kxh4 Vd8 22 0–0–0 Ve7 23 Kdh1 Kh8 (D)

7

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşağı – yukarı forse olan son birkaç hamlenin ardından beyazlar bir başka taktik darbeyle oyunda üstünlüğü elde etti.

24 Af5+!

Beyaz atın oyundaki macerasına yeniden bakacak olursak: Ag1-Af3-Ah4-Af5-Ad6-Ab7-Ad6-Af5. Her hamlesinde yeni hedefler bulunması gerçekten de enteresan. Bu son fedayla Cordes siyah şahın konumu kalıcı şekilde zayıf bırakmayı amaçlamıştı.

24…gxf5 25 Vxf5 h5

Kg4 ve Kxh7+ tehditleri, Miles’ı istemeye istemeye de olsa bu sürüşü yapmaya zorlamıştı.

26 Kxh5 Kxh5 27 Kxh5 Ve6 28 Kg5+ Şh8 29 Vf4 (D)

8

 

 

 

 

 

 

 

 

Siyahlar birçok tehdit karşısında çaresiz kaldığından partinin geri kalan hamleleri herhangi bir yoruma ihtiyaç duymaz.

29…Vh6 30 Kg8+ Şxg8 31 Vxh6 Ke8 32 Vg6+ Şf8 33 Vf6+ Şg8 34 Vg5+ Şf7 35 Vf5+ Şg7 36 Vg4+ 1–0

Cordes rakibinin taşlar olduğunu bu partisinde ispatladı. Peki, benzer bir durumla karşılaştığınızda sizin rakibiniz kim olacak? Taşlar mı, yoksa korkularınız mı?

Yararlanılan Kaynaklar:

gligorevo

* I Play against Pieces, Svetozar Gligoric, Batsford 2003
* Garry Kasparov on Modern Chess I: Revolution in the 70s, Garry Kasparov, Everyman Chess 2007

Facebook'da paylaş