Hayri Özbilen’i kaybettik…

Yitirdiğimiz her insanın üzerimizde bıraktıklarıdır aslında bizleri etkileyen. Türkiye Satranç Federasyonu eski başkanlarından, değerli büyüğümüz Hayri Özbilen‘i kaybettik. Ben birçokları gibi, Hayri Bey’i gerçek bir İstanbul beyefendisi, saygıdeğer bir büyüğümüz ve gerçek bir SATRANÇÇI olarak anımsayacağım…

4 Ağustos 2009. Yazın sıcak günlerinde, 4 satrançsever genç arkadaşın oluşturduğu küçük bir grupla satranç çalışmalarında bulunmak üzere ‘Karşıyaka’nın karşı yakasına’, Üçkuyular semtine gidiyorum. Dersimizin en başında, geçen haftadan kitabı getirmesi üzerine sözleştiğim Baran adlı arkadaş, bana dedesinden yadigar satranç kitabını sunuyor. Cilt kapaklı, yıpranmış sayfalardan oluşan kalınca kitapta gözüme ilk çarpansa, kapakta ‘Satranç’ yerine ‘Şatranç’ ifadesine yer verilmesi oluyor.

Arkadaşlara taktik bir soru yöneltip doğru yanıt için kendilerine zaman vermişken, kitabı incelemeye koyuluyorum. Fakat aslında bu bir kitap değil, 40′lı yıllarda yayınlanmış Türkiye Şatranç Mecmuası‘nın sayılarından oluşan ciltli bir derleme. Satranç dünyamızın benim için gizemli olan bu yıllarına dönüş adeta bir hayranlık oluşturuyor. Hızlı hızlı sayfaları çevirirken Mayıs 1946 / 24. sayının kapak resmine varıyorum:

palavanozbilenk

“Simultane partide Üstad Selim Palavan’la oynayan ve kazanan sekiz yaşında Hayri Özbilen”

Hayri Özbilen, eski federasyon başkanı Hayri Özbilen olmasın? Dostum Onur Kınsız’ın bir süre hocalığını yapmış olan? Heyecanla sayfayı çevirip, bir ipucu arıyordum. Bir sonraki sayfada ise şu açıklamalara yer veriliyordu:

“Sekiz yaşında bir satranççı”
“Üstad Selim Palavan’ın otuz iki kişi ile oynadığı simultane partiye iştirak ederek kazanan sekiz yaşında minimini Hayri Özbilen’in resmini mecmuamızın kapağına bastık. Bu yavrucak resminden de anlaşılacağı gibi çok zekidir. Elbet istikbalin parlak bir oyuncusu olacaktır. Teşvik maksadiyle İstanbul Türk Şatranç Kulübü kendisine değerli bir kol saati hediye etmiştir. Değerli babasını ve yavrucağı tebrik ederiz.”

Hemen bir gün sonra, görselin resmini önce MaviKale dergisinin yayın kuruluyla paylaştım. Daha sonra ise, bir şekilde adresine ulaştığım Hayri Bey’in resmini çerçeveletip, Türk satrancına bugüne kadar yaptığı katkılar için kısa bir teşekkür mesajım eşliğinde kendisine gönderdim. Hayri Bey beni 2009 İstanbul Açık Turnuvası’nda kitap standı kurmak adına orada bulunan babamın telefonundan aradı ve çok teşekkür etti. Bir süre önce bu görseli kaybettiğini, yıllar sonra bunun kendisi için hoş bir sürpriz olduğunu belirtti. Benimse yaşımın satranç için çok müsait, yayıncılık çalışmalarımın da güzel olduğunu; ancak oyunculuğu bırakmamın yanlış olacağı tavsiyelerinde bulundu. Ben saygıdeğer büyüğümüzü mutlu etmenin verdiği hazla, çok gururlandığımı hatırlıyorum.

Aradan birkaç ay geçti. Bu gurur verici olay, artık benim için hoş bir anı olmuştu. Analiz Satranç Merkezi’ne geldiğimde, kapıda sürpriz bir mektupla karşılaştım. Gönderen Hayri Özbilen’di:

ozbilen1-horz

“İstanbul; 20.05.2010

Sayın Alper Efe Ataman,

Göndermiş olduğunuz mektup ve ekinde çerçeveli fotoğrafı alalı epey zaman geçtiği halde ancak şimdi teşekkür mektubu yazdığım için gerçekten utanıyorum ve özür diliyorum. Elbette bu cevabın normal süresi 10-15 gün, hadi bilemedin en çok bir ay olması gerekirdi.

Hatırlanmak herkes için güzel bir duygu. 65 yıl önceki bir olayı topluma hatırlatmak da benim için önemli idi. Bunu sizin sayenizde Sabri Koçak arkadaşımız başardı.

Federasyonun internet sitesinde analiz köşenizi de izliyorum ve başarılı buluyorum. Bu yazıların bile, ilerde kitaplaştırılabileceği kanısındayım. Genç oyuncular için yararlı öneriler var. Ayrıca partiler ve analizler hepimiz için yararlı ve kaliteli.

Satrançta ilerleme için düşüncemi de sırası gelmişken belirteyim. Bunun için Napoleon’un para benzetmesinden esinlenirsek; üç şeyin gerekli olduğunu ileri sürebiliriz: çalışmak, çalışmak, çalışmak. Bunu destekleyici bir anımı da anlatayım; 1984 veya 1985 yıllarında olacak, TÜYAP’ta (Tepebaşı’nda) bir Uluslararası Kapalı Turnuva yaptık. İstek Vakfı da destekliyordu. Ben de Federasyon Başkanı idim. Davetli gelen oyuncular içinde GM Efim Geller de vardı. Kendisini ve eşini Tepebaşı’nda otelinde FIDE Hakemi ve turnuvanın başhakemi olan İsmet Arvit’le beraber ziyaret ettim. Geller Rusça dışında yabancı dil bilmediğinden, Arvit’in mükemmel Rusçası ile anlaştık. Geller o zamanlar Atina’da (oyuncu-antrenör) olarak Yunan Federasyonu ile çalışıyordu. (Dünya’da Fischer dahil 5 Dünya Şampiyonu’na karşı (+) skoru olan tek kişi).

Ben Geller’in çalışma şeklini öğrenmek istedim. Geller’in cevabı: Ben önemli turnuvalara (o zamanların interzonal turnuvaları gibi) veya namzetler maçlarına hazırlanırken sabah saatimi 6′ya kurar ve saat 10′a kadar özel çalışırdım. Saat 10′da antrenörüm gelirdi ve beraber çalışmaya başlardık. Ne zamana kadar? Gece 10′a kadar. Yani yemek ve ufak dinlenmeler hariç hep satranç; doğal olarak böyle bir tempo arkasından büyük başarı geliyor ve tahtada ona sürpriz yapmak imkansız bir şey;
[Tabii Geller'in yürüyüş dahi yapmadığı, hiçbir fiziksel aktivite yapmadığının Botvinnik tarafından eleştirildiğini ve göreceli olarak genç sayılabilecek bir yaşta kalp krizinden öldüğünü unutmayalım.]

ozbilen3-horz

Alt yapısı tamam bir süper Büyükusta ile standart bir satranççının çalışma konuları ve bu konulara ayırdıkları zaman yüzdeleri farklı olacaktır (konular derken; açılış - açılış oyunortası bağlantıları – oyunortası ve oyunsonu çalışmalarını kastediyorum). Vurgulamak istediğim nokta, satrançta yükselmek, çıtayı yukarıya koymak. Aynen herhangi bir spor branşında (atletizm, tenis, basketbol v.b) ayrılan çalışma saatleri ile doğru orantılı; (bilinçli çalışma şartıyla). Bilgisayar yardımı önemli olmakla beraber, pozisyonel değerlendirme bilgisini içselleştirmemiş bir genç oyuncu için bu konuma Fritz +şu kadar veriyor demesi çok anlamlı değil; çünkü turnuvada yanında Fritz yok.

Analiz Yayınları’nı beğeniyor ve yakından izliyorum. Hatta GM Joe Gallagher’ın “Mata Giden 365 Yol” kitabının benim başucu kitabım olmasının ötesinde 320 diyagramını defalarca çalıştığım gibi, bir yolculuğa çıkarken yanıma alır ve diyagramları çözüme bakmadan çözmeye ve hatırlamaya çalışırım.

Size yayım listenize eklemeniz önerisi ile şimdilik bir kitap (ilerde başkaları da olabilir) önereceğim: Isaac Lipnitsky’nin “Questions of Modern Chess Theory”. Bunun içeriği, ön ve arka sayfalarının fotokopisini gönderiyorum. Artık değerlendirme sizin.

Cevap vermekte geciktiğim için tekrar özür diler, başarılar ve en iyi dileklerimi iletirim.

Hayri Özbilen”

İşte böyle ince ve zarif bir insandı Hayri Özbilen. Kendisinden çok genç yaştaki bir satrançsevere 4 sayfa yazmaktan yüksünmemişti. Her şeyi çabucak tükettiğimiz bu devirde, bende “Biz Bir Aileyiz” sözünü hissettirmeyi gerçekten de başarmıştı. Umarım biz de “Questions of Modern Chess Theory” kitabını ileride Türkçe’ye kazandırmayı Analiz Yayıncılık olarak başarırız.

qomct

Hayri Özbilen’i son olarak geçtiğimiz yıl İstanbul’da düzenlenen Satranç Olimpiyatı’nda görmüştüm. Satranççılar arasında olduğunda yüzünde beliren o mutlu ifadeyi hiç unutmayacağım. Sevenlerinin ve satranç camiasının başı sağolsun.

Facebook'da paylaş